30.1.15

Çapsız bir çarpıtmanın kısa bir analizi: Eşitlik vs Adalet.




Bir kaç yıldır sosyal medyada karşılaşıyorum bu illüstrasyonla. Kaynağını ve ne amaçla çizildiğini bilmiyorum ama kullanım şekli genel olarak belirli bir hedefe yönelik. Anafikri, adaletin eşitlikten ayrı ve üstün bir şey olduğu. Buradaki eşitlikten kasıt ise açık bir biçimde komünizmin eşitlik ilkesi. Çağımız liberallerinin komünizm algısını ya da komünist topluma dair bütün çarpıtma uğraşlarını ve motivasyonlarını da çok güzel özetliyor bir yandan.

Bu çarpıtmayı üreten akla göre komünist toplumun eşitlik ilkesi (illüstrasyondan örnekle devam edeyim) herkese aynı miktarda kasa verilmesi üzerine kurulu. Ancak ondan daha üstün ve ayrı olan kapitalist adalet ise herkese ihtiyacı kadar kasa verilmesini öngörüyor. 

Yukarıdaki “herkese ihtiyacı kadar” sözü tanıdık geliyor mu? Marx’ın “Gotha Programı’nın Eleştirisi”nde şu şekilde geçiyor: “Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”. : )

Mülkiyetin (kasalar) kutsal ve temel olarak baz alındığı bir dünyada, eşitlik de mülkün kendisi üzerinden kurulur. Dolayısıyla bu akla göre komünist bir dünyada herkese eşit sayıda kasa verilir. Çünkü gene bu akla göre eşitlik ilkesinin nesnesi mülk, yani kasadır. İnsan odaklı bakıldığında ise eşitlik toplumsal ve bireysel “ihtiyaç” (istek değil) üzerine kurulur. Eşitliğin nesnesi birey, nihai hedefi ise toplumsal çıkardır. Bireyin sahip olduğu şeyler değil. Bireyin “ihtiyaçları”nın ve toplumsal çıkarın eşitlik ilkesiyle düzenlenmediği bir dünyada adaletten bahsedilemez. 

Bolca örneği var. Ama komünistlerin icadını alıp çarpıtarak komünistlere karşı kullanmanın en çiğ ve çapsız örneklerinden biridir bu illüstrasyon. 

Bireylerin, bireysel “isteklerini” ihtiyaç olarak tanımlayıp toplumsal çıkarın üstünde tuttuğu düzen, kapitalizmin ta kendisidir. Hatta kapitalist dünyada (gene illüstrasyondan örnekle) en güçlü olan (uzun boylu) kasaların çoğunu toplayıp, tepesinde bağdaş kurarak maçı izlemektedir. Kapitalist dünyanın adalet sistemi güçlü olanın çıkarını (uzun boylu olanın kasalar üzerindeki mülkiyet hakkını) korumak üzerine kuruludur. Mülkün insandan daha kutsal olduğu bir dünyada adaletin var olabileceğini düşünmek en hafif deyimle saflıktır.