Geçen, çocuk yataktan düştü diye dertlenirken arkadaşın hikayesi ilaç gibi geldi.
Bir gün, bizimki kendi duble yataklarında çocukla oynaşırken bir an arkasını dönüyor ve bir bakıyor iki saniye önce orada olan çocuk ortalıkta yok.
Bunların yatağı duvara yakın, ama arada 20-25 cm’lik bir boşluk var. Meğer bizim arkadaş arkasını döndüğü anda, çocuk döne döne araya düşüp sıkışmış. (Bu veletlerin yarım saniyede yer ve pozisyon değiştirme hızının sırrını çözebilirsek bence seneye Sirius civarına varıp ilk koloniyi kurar, üstüne bulduğumuz ilk su kenarında komple bir rakı masası bile açarız.)
Velet hiper uzaya sıçrayarak, yuvarlana yuvarlana (yazması ve okuması bu kadar uzun sürse de olay yarım milisaniye gibi bir sürede olup bitiyor olsa gerek) yatakla duvar arasına giriyor ve yamuk bir biçimde oraya sıkışıyor. Arkadaş, telaşla uzanıp çocuğu almaya çalışıyor, ama çocuğun pozisyonu öyle ki tutup çekmek mümkün değil. O telaşla ve korkuyla yatağın diğer tarafından aşağı atlayıp yatağın ucundan tutuyor ve Çanakkale’de mermiyi bir tutuşta kaldıran Seyit Ali misali şak diye çekiyor yatağı kenara.
Ahaha! Sahne gözümün önüne geldikçe hem gülüyorum, hem ürperiyorum. Lan yatağı niye çekiyon öyle? Çocuğun o duvarla yatak arasında öyle sıkışmışken tutunacak başka nesi var? Bizimki yatağı çekince haliyle çocuk bir an boşlukta kalıp löp diye yere düşüyor. Kafa üstü düşmüyor neyse ki, ama yani çocuğun haline mi ağlarsın, durumun komikliğine mi gülersin şimdi? Seç birini.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder